Türk Edebiyatında İlkler | insanizi.com

Türk Edebiyatında İlkler

İlk hikâye örneği: Letaif-i Rivayat – Ahmet Mithat Efendi -1870

Türkçe adı ile “Söylenegelen Güzel Öyküler” 1870-1894 yılları arasında Ahmet Mithat Efendi’nin yazdığı hikayeler serisidir. Bu hikayeler halk diliyle yazılmıştır, ders verici ve güldürücüdür.

İlk yerli roman: Şemsettin Sami – Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat

Osmanlıca harflerle basılmış ilk Türkçe roman Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Talat ve Fitnat’ın aşkı çerçevesinde yaşadığı dönemin evlilik ve ahlaki değerlerini, toplumsal hayatını, tanışmadan yapılan evlilikleri ve onların doğurduğu sonuçları anlatır. Şemsettin Sami, o dönemi öğrenmek isteyen bugünün okurları için zengin bir hazine bırakmıştır.

İlk köy romanı: Nabizade Nazım – Karabibik

İlk olarak 1890’da yayınlanan gerçekçi bir köy romanıdır ve edebiyatımızda önemli bir yeri vardır. Uzun öykü olarak da değerlendirilen bu eser Antalya’nın bir köyünde yaşayan Karabibik adlı köylünün yaşam mücadelesini anlatır.

İlk tarihi roman: Namık Kemal – Cezmi

Türk Edebiyatı’nın ilk tarihi romanı olma özelliği taşıyan Cezmi, II. Selim döneminde İranlılarla yapılan savaşta yer alan vatansever asker Cezmi’nin başından geçen olayları anlatır. Namık Kemal Cezmi’yi genç, cesur, vatanını ve milletini her şeyden çok seven bir karakter olarak öne çıkarmış, topluma “herkes vatanı için elinden gelen her şeyi yapmalı, hatta canını bile seve seve vermeli” mesajı vermek istemiştir.

İlk edebi roman: Namık Kemal – İntibah

Gerçekçi bir dille yazılmış olan İntibah, aşırı korumacı bir aile tarafından yetiştirilen bir delikanlının yaşamın zorluklarıyla başa çıkamaması ve gerçek dünyaya uyum sağlayamamasını konu alır. Uyanış anlamına gelen İntibah, gerek yazıldığı dönemle, gerek dönemin edebiyat anlayışıyla ilgili fikirler vermesi bakımından önemlidir.

İlk psikolojik roman: Mehmet Rauf – Eylül

1900-1901 yılları arasında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edilen Eylül’ün kitap halinde ilk basımı 1901 yılında yapılmıştır. Suad, Süreyya ve Necib üçlüsü arasındaki aşk-sadakat-evlilik üçgeninde, bu insanların ruhsal çözümlemesi yapılmıştır. Evli bir kadınla, kocasının yakın arkadaşı olan bir adam arasında yaşanan yasak aşk ve bunlardan habersiz kocanın ruhsal durumları, kadının ve erkeğin toplumsal rolleri, dönemi itibariyle cesur bir dille anlatılmaktadır.

İlk realist roman: Recaizade Mahmut Ekrem – Araba Sevdası

Tanzimat döneminde yetişen alafranga tiplerle alay etmek için yazılmıştır. İlk olarak 1895 yılında resimli olarak Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilmiş bu roman, Bihruz Bey’in Periveş Hanım’a olan aşkını anlatıyor gibi görünse de aslında o dönemin toplumu ile ilgili önemli eleştiriler yapmakta ve özellikle gençleri etkileyen Batı etkisinin olumsuz sonuçlarını ele alır. Bihruz Bey’in Periveş’e yazmaya çalıştığı mektuplar ve bu yüzden düştüğü komik durumlar aslında yazarın da dediği gibi “hazin bir hikâye”dir.

İlk çeviri roman: Yusuf Kamil Paşa – Tercüme-i Telemak

Fransız yazar Fenelon’un Les Aventures de Telemaque (Telemak’ın Maceraları/Telemakhos’un Maceraları) adlı romanının çevirisidir. Yunan mitolojisinden alınma bir hikâyeye dayanarak ideal devletin ve devlet adamının nasıl olacağı, Ulysses’nin oğlu Telemakhos’un ve ona eşlik eden kılık değiştirmiş bilgelik tanrıçası Minerva’nın eğitici seyahatleri eşliğinde anlatılır.

İlk Tiyatro Eseri: Şinasi – Şair Evlenmesi

Bir töre komedisi özelliği taşıyan “Şair Evlenmesi” görücü usulüyle evliliğin sakıncalarını konu alır. Ahmet Hamdi Tanpınar bu eser hakkında “Şair Evlenmesi’nin ehemmiyeti, sade ilk tecrübe oluşunda kalmaz. Bu küçük piyeste bugün bile alınacak dersler vardır.” şeklinde yorumda bulunmuştur.

Sahnelenen İlk Tiyatro Eseri: Namık Kemal – Vatan Yahut Silistre 

Batılı anlamda ilk tiyatro eserimiz olan Vatan Yahut Silistre, Namık Kemal’in de yazdığı ilk oyundur. Oyun Gedikpaşa Tiyatrosu’nda sahnelenmiş hatta gösterimin ardından çıkan bazı olaylar ve İbret gazetesinde yayımlanan bazı makaleler, Namık Kemal ve arkadaşlarının sürgüne gönderilmesine neden olmuştur. Eser kısa zamanda başka dillere çevrilmiş ve pek çok tiyatro oyununun yazılmasına öncülük etmiştir. Namık Kemal Vatan Yahut Silistre’de  vatan uğruna yapılmayacak şey olmadığını vurgular.

İlk resmi Türkçe gazete: Takvim–i Vekayi (Osmanlı Türkçesi)

Takvim-i Vekayi, resmi bir gazete olması dolayısıyla makaleler esas olarak devletin görüşlerini yansıtıyordu. 1860’tan itibaren sadece resmi duyurular ve kabul edilen yasa metinleri yayınlandı. II. Abdülhamid devrinin büyük bir kısmında Takvim-i Vekayi yayınlanmadı. İlk yayın kesintisi 1878 yılında gerçekleşti ve 1891’e kadar devam etti, ardından 1892’de tekrar durduruldu. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Takvim-i Vekayi’nin görevini Resmi Gazete devraldı.

İlk kadın roman yazarı: Fatma Aliye Hanım

Zafer Hanım’ın 1877 yılında yayımladığı Aşk-ı Vatan adlı bir roman mevcut olsa da yazarın tek romanı olduğu için Zafer Hanım değil, beş roman yayımlayan Fatma Aliye Hanım ilk kadın romancı unvanını almıştır.

Kurtuluş savaşımızı doğrudan işleyen roman: Halide Edip Adıvar – Ateşten Gömlek

Kurtuluş Savaşı’nın ateşten gömleğinin içinden çıkmış bir roman Ateşten Gömlek. Halide Edib Adıvar, her birini yakından tanıdığı roman kişilerini, yani silah arkadaşlarını içtenlikle, çağına ve yaşanan acı olaylara sorumlulukla tanıklık ederek anlatır. Bağımsızlık savaşımızı bütün gerçekliği ve canlılığıyla anlatan belki de en önemli romandır.

Batılı tekniğe uygun ilk roman: Halit Ziya Uşaklıgil – Aşk-ı Memnu

Aşk-ı Memnu yirminci yüzyıl başında İstanbul’da, Batılı yaşam tarzını benimsemiş bir toplum katında geçen gönül macerasını konu edinir. Her bir karakterin özel bir hayat yaşaması romanın başlıca özelliği sayılır. Öte yandan bunlar tarihimizde bir dönüm noktası olan Batı’ya açılışın insanlarıdır, ama ne kadar Chopin çalsalar, Alexandre Dumas okusalar, redingot giyseler de düşünce ve duyarlıklarıyla bizim insanlarımızdır.

En başarılı psikolojik roman yazarı: Peyami Safa – 9.Hariciye Koğuşu

Türk edebiyatında “insan ruhunun derinliklerinde ve labirentlerinde dolaşan ilk roman” olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Birçok araştırmacı ve yazar tarafından Türk edebiyatında bir ilk kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Ahmet Hamdi Tanpınar dediği gibi, “acının ve ıstırabın yegâne kitabı” olarak hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından başka hiçbir eser olmasa da Türk romanının var olduğuna delil gösterilebilecek kudrette bir eserdir.

İlk Post-modern roman yazarı: Oğuz Atay – Tutunamayanlar

Tutunamayanlar, bilinç-akışı tekniğiyle döneme damgasını vurarak Türk Edebiyatı’nda yeni bir çağı başlatmıştır. Pek çok eleştirmen, Tutunamayanlar’ı Türk Dili’nde yazılmış en iyi eser olarak değerlendirir. Oğuz Atay’ın hayatından izler taşıması dolayısıyla kısmen otobiyografik bir eser olarak da değerlendirilebilir. Roman, son derece üst düzey diliyle çevirisi en zor romanlar arasında yer alır, bu sebeple sadece birkaç dile çevrilebilmiştir. “Het leven in stukken” adı altında Flemenkçeye çevrilen Tutunamayanlar, eserin Hollandalı çevirmenine ödül kazandırmıştır.

Default image
İnsan İzi
Okumayı düşündüğünüz kitabın farklı insanlarda bıraktığı izleri görün ve insanların kararlarınızda iz bırakmasına izin verin. Kitap dünyasını keşfedin.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.