Suçluyorum (J'accuse) - Emile Zola Kitap Yorumu | insanizi.com

Tüm Susanları Suçluyorum

Fransa’da Yahudi kökenli bir subay olan Alfred Dreyfus’un, masum olduğu halde Almanlar için casusluk yapmakla suçlanarak haksız yere tutuklanması, adamakıllı yargılanmadan apar topar zindana gönderilmesi bir toplum olayına dönüşmüştür. Bu olayın ardından Fransa’da bir taraftan Yahudi düşmanlığı dışavurulmuş, diğer taraftan aydın kesimin Dreyfus’a yapılan haksızlığa itiraz tepkileri göstermesi ile tüm halk ikiye bölünmüştür. Bu kadar ses getiren bir dava olması dolayısıyla ilgili olay “Dreyfus Olayı” olarak anılmaya başlar. Dreyfus olayının yaşandığı dönemde, 13 Ocak 1898 perşembe günü, Emile Zola L’Aurore gazetesinde Suçluyorum başlığı ile dönemin cumhurbaşkanına yazdığı bir mektup yayınlar. İşte Tahsin Yücel çevirisi ve yorumu, Can Yayınları vesilesi ile okuduğumuz kitap, bu mektuptan bahseder.

Emile Zola‘nın bu cesaret timsali aksiyonu, onun “ilk aydın” kabul edilmesine ön ayak olmuştur. Sevgili Tahsin Yücel aracılığıyla öğrendiğim faydalı bir bilgiyi daha size aktararak, hepinizi bu bir yudum kitabı okumaya davet ediyorum. 18. yüzyılda aydın kavramı (intellectuel) Emile Zola Suçluyorum mektubunu yayınlandığı sıralarda Dreyfus karşıtı yazarlara aşağılayıcı bir anlam niyetiyle ilk kez kullanılmış. Fakat o “aydınlar” bu kelimedeki aşağılayıcı anlamı kabul etmeyip ve hatta bunu bir meydan okuma olarak benimseyerek olumlu bir anlamda kullanmaya başlamışlar. Bu yüzden Emile Zola tarihte ilk aydın olarak bilinir.

Emile Zola‘nın bu öncü hareketi, Dreyfus karşıtı kişiler tarafından kitapları yakılarak tepkiler de almıştır. Bizdeki Coca Cola alıp döken millet ile aynı mantık bildiğin. Onca Dreyfus lehinde delil verilen karardan dönmemek ve savaş bakanlığının güvenilirliğine leke sürdürmemek niyeti ile göz ardı edilir. Emile Zola, bu mektubu yayınlarken bir suç işlediğini ve yazdıkları dolayısıyla yargılanacağını bile bile, bu haksızlığa sessiz kalmayı vicdanının kabul etmeyeceğine olan inancından cesaret almıştır. Oysa ne kadar kolaydı değil mi susup oturmak, gerçek casusun hala içlerinde olduğunu bile bile üç maymunu oynamak?

Dreyfus olayını detaylı okumak isteyenler için aşağıda birkaç faydalı makale linki paylaşıyorum.

Döneminde Tozlu Kalan Dava: Dreyfus Olayı
Dreyfus Olayı ve Emile Zola : Bir Adalet Arayışı
Dreyfus Davası: Gerçek ve Adalet Savaşçısı Zola

Son olarak okuduğu kitapların filmlerini izlemeyi sevenler için aşağıya bir film eki yaparak yazımı bitiriyorum.

Prisoner of Honor (1991)
The Life of Emile Zola (1937)
J’accuse (2019)

Utanç verici bir gösteri izliyoruz! Suçların içindeki kişiler suçsuz ilan ediliyor. Buna karşılık; onurlu ve yaşamı lekesiz adamlar cezalandırılıyor. Bir toplum bu noktaya geldiği zaman, artık çürümeye başlamış demektir.

Ağızları kapatıyorlar, kafaları saptırıyorlar. Ben bundan daha ağır bir suç bilmiyorum.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.