Sherlock Holmes Kızıl Soruşturma - Arthur Conan Doyle | insanizi.com

Sherlock Holmes Doğdu: Kızıl Soruşturma

Evet, Sherlock Holmes’ün doğum yeridir Kızıl Soruşturma. Arthur Conan Doyle, Kızıl Soruşturma romanı ile o eşsiz, herkesin dedektif karakterine ilham olan, ünlü, tuhaf karakteri Sherlock Holmes’ü yarattı! Bir efsane doğdu! Kızıl Soruşturma dedektiflik dünyasının en ünlü ve önemli beraberliklerinden birinin başlangıcıdır aynı zamanda: Sherlock Holmes ve Dr. Watson.

Arthur Conan Doyle, romanın daha ilk sayfalarında Dr. Watson üzerinden Sherlock Holmes’ü okuyucudan önce Edgar Allan Poe’nun Dupin karakterine benzeterek kopya karakter algısının önüne geçmek istiyor. Dr. Watson diyor ki, “Bana Edgar Allan Poe’nun Dupin’ini anımsattın. O tarz insanların sadece kitaplarda olduğunu sanırdım.” Sherlock’un ukalalığına da dikkat çekmek üzere diyalog Sherlock’un şu sözleri ile devam ediyor. “Beni Dupin’le karşılaştırarak kesin iltifat ettiğini sanıyorsun. Bence Dupin biraz daha çömez kalır. On beş dakikalık sessizliğin ardından sırası beklenerek söylenmiş bir sözle arkadaşının lafını bölmesi biraz gösterişe kaçıyor. Bir analitik zekası vardı, ona şüphe yok, fakat Poe’nun yaratmayı hayal ettiği olağanüstü karakterin yakınından bile geçemez.”

Sherlock Holmes’ün fiziksel özellikleri, ilk kitap olması neticesinde uzun bir tasvirle aktarılmış. Kişiliği ve görüntüsü en kayıtsız insanın bile ilgisini çekecek cinstendi. Boyu bir seksenden fazlaydı ve o kadar zayıftı ki, bu da onu olduğundan epey uzun gösteriyordu. Bakışları delici ve sert, hareketsizlik dönemlerinde ise donuktu. İnce ve kemerli burnu, uyanık ve kararlı biri olduğu izlenimi veriyordu. Öne çıkıntı yapan kare çenesi de ona inatçı bir hava katıyordu. Kimi hatırlattı? Benedict Cumberbatch? Ne kadar doğru bir seçim! Üzgünüm ama Sherlock filmleri için seçilen Robert Downey Jr. ve oyunculuğu Sherlock karakterine hiç oturmamıştı. Meğer sebebi orijinal karaktere hiç benzememesiymiş! Oysa Benedict Cumberbatch öyle mi? Sanki Arhur Conan Doyle onu görüp karakteri yazmış gibi, yukarıdaki tasviri okuduğumda bütünüyle ikna oldum buna.

Gelelim Kızıl Soruşturma Davasına. Brixtone Sokağı’ndaki boş evde bulunan bir ceset bulunması ile polislerin Sherlock Holmes’ün danışmanlığına koşması inanması zor bir geçmişe dayanan hikayenin sırlarını ortaya çıkıyor. Cevabı olmayan sorular polisleri çıkmaza sokarken, Sherlock diğerlerinin görmediği izlerin peşinden gidiyor. Yerde yatan adamda tek bir yara bile yokken, etraftaki kanlar neyin nesi? Duvara kanla yazılan yazı ne anlama geliyor?

Dedektiflik biliminin hiçbir parçası ayak izi sürme sanatı kadar önemli değildir. Bu sanat bir o kadar da göz ardı edilir. Kızıl soruşturma romanına gelince, bence polislerin çözemeyeceği kadar zor bir dava değildi. Kurbanın geçmişini, kişisel bir mesele olup olamayacağını kurcalamak, bir düşmanı olup olmadığını sormak yapılması gereken ilk iş değil midir? Ama bu çok bilmiş polisler nedendir bilmiyorum kurbanın geçmişini araştırmayı asla akıl edemiyor. Hal böyleyken geçmişi kurcalamak Sherlock’a düşüyor.

İşte Sherlock’un sırrı: İçinden çıkılamaz meseleleri çözebilmenin yolu geriye doğru mantık yürütebilmek!

Meraklısına hap bir bilgi daha; Arthur Conan Doyle Kızıl Soruşturma romanını sadece üç haftada yazıp bitirmiş.

Bir aptal daima tapacak daha aptal birini bulur.

Uzun bir çıkarım zinciriyle zıtlaşan bir durum varsa aynı şekilde onun da yeni yorumlara açık olduğunu şu vakte kadar biliyor olmam gerekirdi.

Tuhafı ve gizemi birbirleriyle karşılaştırmak yanılgıya düşmektir. En sıradan suçlar çoğu kez en gizemli olanlardır. Çünkü sonuç çıkarılabilecek yeni veya kendilerine has özellikler taşımazlar.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.