Ne İstediniz Lan Aşkımızdan?

Melih Pekdemir diyor ki, Ateş’in yazdıklarını okşamak gelecek içinizden, tam bunu yaparken, kelimeleri elinizi yakacak, canınız acıyacak. Haylazlığına vereceksiniz devamını okuyunca ve hiç kızmayacaksınız. Bitirimliğine göz kırpacaksınız, harfleri kirpiklerinize takılacak, belki bazen gözünüze çöp dahi kaçacak; bilemem ki, okuyana göre değişecek elbet. Merak etmeyin, gözünüz kamaşmayacak, çünkü o kadar sıradan ve o kadar sahici ki bu Gün ışığı cümleleri… Ve o kadar küstah ki, en basit mevzularda bile sizin zihninizdeki diklenecek.

Ateş İlyas Başsoy’un kendisi, ailesi, hayatı, toplumun ahlaki değerleri, siyaset ve aşk hakkında fikirlerini yazdığı kısa denemelerinin ve anılarının derlemesi bir kitap yazmış. İlginç ve farklı bir kalemi var. Yeri geliyor acımasızca eleştiriyor, kimi zaman da apaçık konuşuyor okuruyla. Bazı yazdıklarına hak vermemek mümkün değil, bazıları ile de aynı fikirde değilim. Zaten bu çok normal değil mi? Biriyle bütünüyle aynı pencereden bakmak mümkün olur mu?

Kitapçılarda diğer kullanıcıların yaptığı yorumları okursanız, “hediye geldi, okumasam da olur, bomboş kitap, hiçbir şey anlamadım” tarzında yazılar göreceksiniz. İlk elime aldığımda beklentim bir aşk hikayesiydi, dolayısıyla hayal kırıklığıyla karışık bir şaşkınlık yaşadım. Sonra, anlamaya çalıştım. Sizin de o an dikkat radarınıza giren bir konu hakkında bir şeyler yazasınız gelmiyor mu hiç? Benim geliyor, belki de o yüzden bu kadar sert değerlendirmek taraftarı değilim. Ateş İlyas Başsoy biz okurları dost sayıp anılarını, çocukluk gibi özel anlarını yazmış. Ama görüyorum ki kimileri bu niyeti hiç anlayamamış. Hayatın içindeki iyi kötü her şeyden, herkesten bir şeyler öğrenmeye çalışan ben için diğerleri gibi “bomboş” bir içerik demek önce kendime sonra da yazara haksızlık olurdu.

Depresyonun nedeni iyelik ekleridir. Sahip olduklarımız nedeniyle depresyona gireriz. Sahip olduğumuz şeyleri kaybetme korkusu bizi yer bitirir. Kimi için mal mülktür bu sahip olunanlar; kimi için sevgilidir, ailedir, evlattır; daha beteri ‘zaman’dır. Adımızı kaybetmekten korkarız, şerefimizi statümüzü.

Sahi ne istediniz lan aşkımızdan?

Yasak aşkın mı, yasal aşkın mı daha namuslu olduğu okurun ve izleyicinin kararı. İyi bir eseri anlatılmaz yapan, bizi bu kritik seçimle baş başa bırakmasıdır. Gördüğünüz çirkin bir surata tükürmeden önce, aynaya bakmadığınıza emin olun.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.