Babaya Mektup - Frans Kafka | insanizi.com

Merhametsiz Bir Zorba

Franz Kafka’nın babası Hermann Kafka’ya Kasım 1919’da yazdığı bu mektup alıcısına hiçbir zaman ulaşmadı. Fakat okurlarına eserlerini anlamlandırabilmek için çok iyi bir rehber oldu. “Yazarlar yalnızca yaşadıklarını yazar” değil elbette demek istediğim. Anıların, travmaların, mutlulukların, yalnızlığın, umutların yansımalarını satırlarına gizlerler; belki bile isteye, belki bilinçsizce.

Dönüşüm‘ü hatırlayalım. Baba karakteri baskın, tehditkar, korkunç olarak karşımıza çıkıyor. Bir baba her ne koşulda olursa olsun kendi oğluna nasıl bu kadar iğrenerek, sevgisiz davranabilir? Dönüşümü okuyan herkes böyle düşünmüştür, değil mi?

Kafka, babasının gücü altında ezilerek büyümüş ve bu ezilmişlikten kurtulmak ve aile kurup bağımsız olmak için evlenmek istemişti. Çünkü ancak evlendiği zaman babası ile aynı mertebeye ulaşmış olacağını düşünüyordu. İki kez kalkıştığı evlilik girişimini de başaramamıştı.

Dünya’nın yalnız babası ve kendisinden ibaret olduğu düşüncesine ikna olmak üzereydi, babasını bu dünyanın saflığı, kendisini ise kirliliği olarak tanımlıyordu. Kendisini babasının karşısında değersiz hissediyordu. Babasının söylediği her söz Kafka için Tanrı’nın emri gibiydi, asla unutmazdı.

Hoşuna gitmeyen bir şey yapmaya başladığımda ve sen beni başarısız olacağıma dair korkuttuğunda, senin fikrine duyduğum derin saygı öylesine büyüktü ki, belki ileriki bir tarihte gerçekleşecek bile olsa başarısızlığa uğramam kaçınılmazdı. Kendi eylemlerime güvenimi yitirmiştim. Sebatsız ve kararsızdım.

Kafka babasını seviyordu, sevmek istiyordu. Babasının hareketlerini, yaptığı işleri hayranlıkla seyrediyor, yine de hissettiği ezilme duygusundan dolayı babası ile eşleşen tüm mekanlarda hiçbir zaman rahat edemiyordu. Babasının kendisini sevdiği, ciddiye aldığı, önemsediği bir anı anımsamıyordu. Neyse ki babası ne kadar kötü davranıyorduysa, annesi de sonsuz iyi davranıyordu.

Senin çok güzel, çok seyrek rastlanılan türden sessiz, memnun, onaylayan ve yönelttiğin kişiyi çok memnun eden bir gülüşün de vardır. Çocukluğumda bana doğrudan nasip olduğunu anımsamıyorum, ama olmuştur sanırım, çünkü o zaman gözüne henüz masum göründüğüm ve büyük umudun olduğuma göre, bu gülümsemeyi benden neden esirgeyecektin ki?

Franz Kafka babasının, en küçük kardeşi Ottla ile iyi ilişkisi olsaydı onları izlemenin kendisine iyi geleceğine inanıyordu. Kıskanç biri değildi, sevgi dolu bir baba özlemi çekiyordu. Kafka’nın babası ile ilişkisi, onun kendisini bulma çabasını incitiyordu. Yarım kalıyor, suçluluk duygusu altında eziliyordu.

Senin başkalarına karşı duyduğun güvensizlik bile, bana aşıladığın kendime karşı duyduğum güvensizlik kadar büyük değil.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.