Koşu Bandında Koşmak Gibiydi Dedektif Ash Rashid İçin Sonuca Ulaşmak

Bir kitaba şans vermenin en güzel yolu ilk sayfasını okumaktır. İlk sayfa vitrindir, ileride seni çoook sıkacağım da der kitabı elinden bırakamayacaksın da. Yazar kitabında daha çok ikinci cümleyi fısıldıyor. 750.000 kopyadan fazla satan ve satış rekorları kıran bir kitap fenomeni: Chris Culver, Ölümün Gizli Yüzü. Orijinal adı ile The Outsider.

Mesela, kitap aydınlık bir sabah ile başlamıyor: Dedektif Ash Rashid işten evine geldiğinde arka bahçesinde silahlı iki adam gördü ve ikisi de onu gördüğüne memnun olmuşa benzemiyordu. 

Ve kitabın diğer vitrini, kapak arkası yorumları:

Jeff Abbott diyor ki, “Ash Rashid sert fakat merhametli bir kahramandır. Chris Culver, polisiye romanlarda cüretkar yeni bir ses.”

Aslında kitap kapağında imla hatası gördüğümde kitaba olan inancım kayboluyor ve içeriğine ön yargılı yaklaşıyorum. Olayın akışında sürüklenmek isterken imlalara takılan gözlerimi alıkoymak zahmetine girmek istemem. Belki de kitap kapağındaki “Davayı hızla çözemesseniz başkalarının da hayatını tehlikeye atarsınız…” cümlesini fark ettiğimde kitabı çoktan okumaya başlamıştım. Bazen ön yargılı olmamak gerek sanırım, kitap içerisinde çok fazla böyle durum bulunmuyor.

Yalnız bir nokta daha var ki, dikkatimi oradan çekemedim ve cümleyi bir süre sonra okumadan atlamaya başladım. Çünkü ilk iki kelimeden sonra ne söyleyeceğini biliyordum. Birçok yerde Dedektif Ash, birini arayacağı zaman sahne hep aynı cümle ile anlatılıyordu: XX’in telefonunu bulana kadar telefon rehberinde gezindi. YY’in telefonunu bulana kadar telefon rehberinde gezindi. ZZ’nin telefonunu… Neyse ki bu tekrar bir süre sonra kesiliyor.

Dedektif Ash Rashid, Indiana Şehripolis Polis Teşkilatına 12 yıl emek vermiş, kıdemli, Müslüman Amerikalı bir polis. Müslüman olduğunu özellikle vurguluyorum, çünkü bu polisiye romanlarda sık karşılaştığımız bir durum değil. Kitapta inançlarının gerekliliğini dört dörtlük yerine getirmese de bu gereklikler ara ara okuyucuya aktarılıyor. Karısının arkadaşı, diğer bir deyişle aile dostlarından biri evinin önünde araba kazasında ölüyor. Cinayetlerden yorulan ve artık daha sakin bir hayat sürmek isteyen Dedektif Ash, aile dostları Cassandra Johnson’ın ölümünün örtbas edilmeye çalışılması ile bu hayalini rafa kaldırmak zorunda kalıyor. Davanın peşini bırakması için hem kibarca hem kabaca defalarca uyarılıyor, ancak söz konusu aile dostu ve babasızlıktan sonra bir de annesiz kalan ve dedektifin kızının da iyi anlaştığı arkadaşı olan Lisa var.

Bu dava onu hiç adının karışmasını istemediği seçim politikalarına maruz bırakıyor, adaletin içerisindeki adaletsizlik ile savaştırıyor. İpuçlarının peşinden koşarken bozulan deliller ile yüzleşiyor ve hiç ilerleyememiş hissini yaşıyor.

Davayı hızla çözemezseniz başkalarının da hayatını tehlikeye atarsınız…

Chris Culver, bu cümlenin hakkını öyle bir veriyor ki on bir bölümde sadece iki gece, üç gün anca geçiyor. Bunu uzun uzun betimlemeler ile sağlıyor. Betimlemeler edebi değil ancak film izliyormuş gibi tüm sahneler -tabii hayal gücünüzle de orantılı olarak- gözünüzde canlanıyor ve kitap bitmeden uyumak istemiyorsunuz. Yazılar gözlerinizden, zihninizden su gibi akıyor. Bu olumsuz bir yorum olarak algılanmasın, çünkü dedektif davayı hızlı çözmek zorunda. Ama hızlıca sonuca kavuşan bir senaryodan film de kitap da çıkmaz. Öyle değil mi?

Soruşturma ile ilgili teknik terim denizi yok kitapta, olan birkaç kelimenin de gidişattan nasıl bir şey olduğunu kolayca anlayabiliyorsunuz. Neyin peşine düştüyse, birileri Ash ulaşmadan ipucunu ortadan kaldırıyor. Bu bir çıkmaz yaratıyor ve gerçek anlamda empati yapabiliyorsunuz.

Okuyanlar hak verecektir, kitabın sonu beni biraz şaşırttı. Şaşırttı derken beklenmedik bir şekilde sonuçlandı gibi bir şey değil. Daha çarpıcı ve daha uzun süre etkisinde tutacak bir son düşünmüştüm. Yine de bu kitap asla bir zaman kaybı değil, gönül rahatlığı ile kitabı okumaya başlayabilirsiniz, hızla bitiyor. Chris Culver’in anlatımını seviyorum, siz de seveceksiniz.

Ash Rashid, bir serinin kahramanı aslında. Tıpkı Sherlock Holmes gibi. Ölümün Gizli Yüzü (The Outside) bu serinin ikinci kitabı. Chris Culver, Ash Rashid’i “Özel güçleri ve yetenekleri olmasa da elinden gelenin en iyisini yapmaya uğraşan biri.” olarak tanımlıyor. Dedektif Rashid, gerçek bir kişiden esinlenerek yaratılmış bir karakter değil, dışarıda onun gibi insanlarla karşılaşabilirsiniz. Yazar, dünyanın böyle insanlara ihtiyacı olduğuna inanıyor.

Bu arada, kitabın sonunda Ash’e çok kızabilirsiniz 🙂

Keyifli okumalar.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.