Karanlığın Koyuluğu

Kuyu ve Sarkaç hikayesi Jakoben Kulübü’nün bulunduğu yere yapılacak çarşının kapıları için yazılan bir dörtlük ile başlıyor. Karbon yayınlarında bu dörtlüğün çevirisi yerine orijinali kullanılmış, Türkçe anlamı ile paylaşacağım.

“İşte, masumların kanına duydukları nefretle beslenen huzur bulmaz caniler sürüsü;
Kurtuldu artık vatan, katillerin ini dağıtıldı;
Bir zamanlar zalim ölümün kol gezdiği bu yerden
Artık yaşam ve sağlık fışkırıyor.”

Bu sayede devrim ile yaşanan şiddetin unutulmaması sağlanacaktır. Jakobenle Kulübü Fransız Devrimi sonrasında bir yıl kadar egemen olmuş Fransız siyasi partisidir. Hikayenin devamında anlatılacaklar ise bu kargaşa halinin yansımalarıdır.

Ölüm cezasının bildirilmesi ve engizisyondan kurtulması arasındaki sürede başlayan baygınlık hatıralarını birinci şahıs aracılığıyla anlatan bir Edgar Allan Poe öyküsüdür Kuyu ve Sarkaç. Korku, yorgunluk, bayılma ve tüm bunların etkisi altındayken ortaya çıkan bilinç halini okuyucuya aktarıyor. En derin uykuda hayır! Bayılınca hayır! Ölüne hayır! Mezarda bile bilincimizi tamamen yitirmeyiz, öyle olmasaydı insanın ölümsüzlüğünden bahsedilmezdi.

Anlatıcının kim olduğu ve hangi sebeple bu cezaya çarptırıldığı açıkça bilinmiyor. Ve aslında kim olduğu dönemin şartları içerisinde çok da önemli bir detay olmuyor ve aynı son ile karşı karşıya kalan bir çok kişinin var olduğu kesin. Bu yüzden kişiden ziyade daha çok yaşanılan hisler ve korkular ön plana çıkıyor. Çünkü anlatıcının yerinde her kim olsaydı şüphesiz yine aynı hikaye ortaya çıkacaktı.

Ölüm teması ile özdeşleşmiş bir yazar olan Edgar allan Poe, bu hikayesinde anlatıcıyı ölüme ve ölme fikrine hazırlıyor. Öyle ki, içinde bulunduğu durumdansa ölmeyi yeğleyen bir güçsüzlüğe sahip olan anlatıcının çaresizliğine şu sözler ile dikkat çekiyor: Orada ölüp gitmek zindanın kim bilir daha nerelerinde olduğunu düşündüğüm kuyuların korkusuyla yaşamaktan çok daha iyiydi. Başka zaman olsa cesaretimi toplayıp kendimi kuyulardan birine atarak bu işkenceye son verebilirdim ama o an korkaklar korkağıydım. Üstelik kuyular hakkında okuduğum şeyleri de unutamıyordum. Bu mahkemenin korkunç öldürme yöntemlerinin hiçbirinde bir anda ölüp gitmek söz konusu değildi. Hikayeyi okuduğunuzda siz olsaydınız baygınlık hallerinden birinden uyanmadan ölmüş olmayı dileyebileceğiniz rahatsız edici işkence yöntemleri anlatılıyor. Hikaye boyunca ölüm sonunun kendisini beklediği gerçeğine rağmen mevcut koşullara alışma durumundan dolayı korkusuzluk hissi doğuyor bu da zihin açıklığı ardından mahkumun kurtuluşa dair umutlarını yeşertiyor. Sonra bedenini yeniden saran korku ile tekrar kayboluyor ve umut, ardından yine korku…

Kendi özel hayatında depresyon etkisinde olan yazar Edgar Allan Poe’nun yaşadığı sanrıların bir şekilde eserlerine özellikle de Kuyu ve Sarkaç adlı hikayesine çok net bir şekilde yer aldığını söylemek yanlış olmayacak. Karbon Kitaplar yayınevinin baskısında Kuyu ve Sarkaç dışında Maelström’e Düşüş, Gammaz Yürek ve Amontillado Fıçısı adlı hikayelere de yer verilmiş. İçlerinde en dikkat çeken, içerik ve tarz olarak ayrışan tabii ki Kuyu ve Sarkaç hikayesi.

Zeliha Taşkın

Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.