Herkes Bilinmeyen Bir Adadır

Kendisine “tüm adalar bulundu” dense de bilinmeyen bir adanın olduğuna inanan ve onu bulmak için kraldan tekne isteyen, aslında denizci olmayan bir denizcinin masalı. Krala karşı son derece cüretkar, var olmadığı iddia edilmesine rağmen ne aradığını bilen, henüz tekne kullanmayı bile bilmediği halde denize açılmayı kafasına koyabilecek kadar cesur bir adamın kendini arayışının öyküsü bu.

Öykünün dili son derece basit, akıcı masal tadında tatlı bir dil ile yazılmış. Hikaye çok kısa zaman içerisinde bitiyor, ama sesi içimizde yankılanmaya devam ediyor. Çocuk kitabı algısı oluşturuyor olsa da, hikaye bürokrasi ve sınıf ayrımı eleştirisi ve felsefi imalar ile dolu. Adanın varlığına yönelik felsefi tartışmaların karşısında ise hayalperest bir adam duruyor. Adamın bir ismi, şekli yok. Bu sensin, bu benim, bu adam hepimiziz.

Adam bilinmeyen adayı değil, o adayı bulduktan sonra nasıl biri olacağının cevabını arıyor aslında. Çünkü kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin. Hem önemli olan adayı bulmak değil ki zaten, adayı aramak için yola koyulabilmek.

Bir şey arzulamak ve ona kavuşacağına inanmak, o güne ulaşmak için meşgaleler bulmak yaşamak için bahanelerimiz oluyor.  Şartlar ne kadar zor olursa olsun, yanınızda bu yolculuğunuzda hiç kimse olmasa bile hayallerinizin peşinden gitmekten asla vazgeçmeyin. İşte kader hep böyle davranır bizlere, hemen arkamızdadır. Omzumuza dokunmak için elini çoktan ileri doğru uzatmıştır, bizlerse hala geçti gitti, gösteri bitti, yine aynı hikaye diye homurdanıp dururuz.

Beğenmek sahip olmanın en iyi şekli, sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.