Lyon'da Düğün - Stefan Zweig | insanizi.com

Hayat Yalnızca Mucizevi Olanı Severdi

Fakat hayat yalnızca mucizevi olanı severdi, gerçek mucizeyi kendine saklardı. Özgürlük savaşını kaybeden Lyon, Fransa’nın en büyük 2. şehri, yerle bir edilme önergesi ile karşı karşıya kalınca hapishanelerin şüphelilere yetmemeye başlamasıyla da beraber mahkumlar kamuya açık yerlerde barındırılmaya başlamıştı ve sıra sıra ölümü bekliyorlardı. Barındıkları yere yeni gelenlere sergiledikleri tavır, çok net bir imge gözler önüne seriyor. İnsanlar hapiste de olsa, çöplükte de olsa yaşamak zorunda olduğu yere hızla adapte olup o yeri özel mülkü ilan edebiliyorlar. Öyle ki yeni gelenleri düşman olarak algılayabiliyorlar. Diğer taraftan bir öğreti de sunuyor Lyon’da düğün, “Umutsuzluğun ortasında bile, mutluluk imkansız değil”.

Bazı yerlerde kitapta üç hikayenin yer aldığını okumuş olabilirsiniz; Lyon’da Düğün, İki Yalnız İnsan, Wondrak. Fotoğrafta gördüğünüz baskıda da dört hikaye yer alıyor. Lyon’da Düğün, Leporella, Kaçak, Görünmez Koleksiyon. Bir diğer baskı ise beş hikaye içeriyor; Lyon’da Düğün, Leporella, Kızıl Hastası, Korku, Benzer-Benzemez Kız Kardeşler. Dolayısıyla kütüphanenizde üç Lyon’da Düğün kitabı olabilir. Aynı hikayelere Zweig’ın diğer kitaplarında rastlamamız mümkün. Korku, ayrıca bir kitap olarak yayınlandı, Amok Koşucusu – Leporella gibi.

Karakterlerin psikolojik tahlillerini ortaya koymakta oldukça başarılı olan Stefan Zweig’ın yazdığı hiçbir cümleyi kaçırmak istemeyenlerdenim. Kitaba adını veren hikaye her ne kadar Lyon’da Düğün olsa da, bu kitapta en çok Zweig’ın kalemini hissettiğim öykü Leporella oldu. Sadakatin de göreceli olabileceğini öne sürüyor, bu çerçeve üzerinden Leporella karakterini rahatça okuyucuya aktarabiliyor.

Dört hikayenin hepsinde “çaresizlik” temasının baskın olduğunu hissettim. Diğer Lyon’da Düğün baskısında yer alan Korku öyküsünü ayrıca okumuştum, aynı çaresizliğin orada da bulunduğunu görebiliyoruz, Korku kitabı ile ilgili yorumlarımı şu yazımda okuyabilirsiniz: Korku ile Nefis Terbiyesi

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.