Gözler, Zihnin Bilmediği Şeyleri Göremezler

Gözler, zihnin bilmediği şeyleri göremezler.

Sadist. Ama sosyopat demeyi yeğlerim. Kendilerini başka bir varlığın yerine koyamayan, empati ve merhametten yoksun, doğru ile yanlışı ayırt edebildiği halde bunu zerre umursamayan antisosyal kişilik bozukluğu hastaları. Hatta biraz daha ürpertici bir örnekleme ile; sosyopatların vicdanlarında elma yemek veya bir hayvana eziyet etmek aynı seviyededir, yani sıfır huysuzluk yaratır. Bu gibi karakterler, yaptıklarına asla kendiliğinden son vermezler.

Adli Tıp Uzmanı Dr. Ben Stevenson, sakin ve olaysız bir kasabada ailesi ile düzenli bir hayat sürer. Bu düzen, bir gün ormanda genç bir ceset bulunana kadar devam eder. Bu Stevenson’ların hayatında bir dönüm noktasının sinyalidir. Aile yaşadıkları yerin küçük bir kasaba olmasından dolayı olaylardan uzak duramazlar. Bu cani saldırıya uğrayan çocuğun doktorun oğlu Thomas ile aynı okuldan olduğu da düşünüldüğünde, nasıl uzak dursunlar ki? Ya kendi çocukları da kurban olursa? Üstelik, bölgedeki tek Adli Tıp Uzmanı da Dr. Ben Stevenson! Davanın içinde olmak dışında başka bir seçeneği yok.

Korku – Gerilim kitaplarında Stephen King’i tek geçerim. Soyadını hakkı ile bu işle özdeşleştirebilmiş. Kurgu olduğunu bilerek okuduğunuz şeyler sizi nasıl oturduğunuz yerden tedirgin edebilir ki? Edebilir, çünkü King… John Burley’in Stephen King’e benzetilmesini hatta kıyaslanmasını dahi anlayamıyorum. Kötü mü? Hayır değil, ancak mukayese edilebilecek kadar da değil. Gerilim beklentisini minimum düzeyde tutup daha polisiyeye daha yakın diyebiliriz. Ancak tam bir polisiye de değil, sanırım biraz arada kaldığı için beğenmekle beğenmemek arasında soru işaretleri bırakıyor.

John Burley Sadist ile önce kitabı fırlatmayı düşündürecek kadar sıkıcı ve kitabın adının yarattığı beklentiden uzak, sıradan olaylar ile uzun bir yolda yürütüyor.

Neyse ki kitapları yarım bırakmak gibi kötü huylarım yok, devam ediyorum okumaya. Pişman olmuyorum, çünkü kaybettiğim zamanımı telafi ettirebiliyor. Çünkü, bir şeyi hatırlatıyor bana: Bakmak ile görmek aynı şey değil! Önemsiz gibi görünen küçük detaylar, aslında o kadar da önemsiz olmayabilir. Bu yüzden burnunun ucuna tekrar bak, bu sefer görmek için bak!

Kitap arka kapağında yer alan Wendy Corsi Staub yorumu şöyle, “Harlan Coben ve Patricia Cornwell kitaplarını anımsatıyor… Son sayfayı okuduktan sonra uzun süre etkisinden kurtulamayacaksınız.” Ah şu arka kapak abartıları… Öncelikle kitabın son sayfası öyle uzun süre etkisinden kurtulamayacak gibi değil, daha çok “neden böyle bitti ki?” dedirtecek gibi. Biraz öksüz kalmış. Sanki devamı gelecek gibi, ama gelmiyor. Ayrıca kitap sizi etkisi altına almaya bitmeden elli sayfa kadar daha öncesinden başlıyor.

Çocukluğumdan beri polisiye okumaya bayılırım. Patricia Cornwell ile üniversitenin ilk yıllarında karşılaşmıştım. Eski bir kitapçının önünden geçerken “Beni oku” diye seslendi sanki yazarın Ölüm Kavşağı adlı kitabı. Üstelik onun da arka kapağında polisiye romanlarının bir numaralı yazarı Patricia Cornwell yazıyordu. Hem polisiye kitabının kötüsü mü olur muydu? Bende vaow! etkisi yaratmadığını hatırlıyorum, onun dışında da tek bir ipucu bile kalmadı aklımda kitaptan. Aksi olsaydı diğer tüm kitapları da kitaplığımda yerini alırdı, şüphesiz. Belki haksızlık etmiş olabilirim diye, ileri bir tarihte yeniden okuyacağım. Hadi onu bıraktım kenara… Harlan Coben, gerilimde gerçekten bir usta.

Biraz daha somutlaştıralım. Harlan Coben romanlarında gerilim düzeyi Everest’teyken John Burley’in Sadist’inde gerilim neredeyse deniz seviyesinde. Hatta gerilim yoğunluğunu biraz daha nicelikleştireyim, 374 sayfanın sadece 4-5 sayfasında gerilim sahnesi var. Biraz daha artırılsaydı, kitabın artıları mutlaka artacaktı. Zira bir beklenti yaratılıyorsa, karşılanmalı…

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.