Gerçekle Yüzleşme Vakti – 3:01

Seni istiyorlar ve seni ölü istiyorlar ve şimdi.  Tom dört yıldır görüşmediği arkadaşı avukat Jack Calley’den tuhaf bir telefon aldığında saat 3:01 idi, gerçekle yüzleşme vakti gelmişti. Biri Jack’e işkence ediyor gibiydi, başının dertte olduğu belliydi. Jack’in birine kendi ev adresini verdiğini duydu ve telefon kapandı. Şimdi gerçekle yüzleşme vakti geldi. Jack onca yıl sonra neden Tom’u aradı ve neden kim olduğunu bilmediği adamlara ev adresini verdi. Adamların evine gelmesi ne kadar sürecekti? Jack ile evi arasında sadece sekiz km yok vardı, çok fazla zamanı yoktu. Çocuklarını hemen güvenli bir yere götürmeli ve karısını bulmalıydı. Ama aksi gibi karısı Kathy de telefonuna cevap vermiyordu! Çocukları Kathy’nin annesine bırakacak, karısını ve peşinde olan adamların kim olduğunu bulacaktı.

Buna mecburdu, her şeyin yolunda olduğu hayatında belki de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Önce karısı Kathy’nin peşine düştü, öğretim görevlisi görevini yaptığı üniversiteye onu bulmaya gittiğinde bir cinayet işlendiğini gördü. Daha sonra olay mahallinde karısı Kathy’nin parmak izinin bulunduğu ortaya çıktı. Tom’un karısı nasıl suçlu olabilirdi? Gerçekten suçlu muydu?

Bol aksiyonlu bir polisiye kitabı olan Gerçekle Yüzleşme Vakti: 3:01 gelişmiş bir hayal gücüne sahipseniz sizi film izliyormuş hissine götürebilir. Ciddi bir odaklanma problemi yaşamıyorsanız kısa sürede bitirebileceğiniz akıcılıkta bir anlatımı. Ben okurken kendimi senaryo içerisinde bir karakter gibi hissedebilmeyi başaranlardan biriyim. Beğenmeyen bir çok okur olduğunu gördüm. Herkesin daha iyi bir polisiye roman okuduğuna eminim ama yerden yere vuracak kadar da bir kötülüğü yok, abartı yergilere aldanmamak lazım. Harlan Coben “Hız kesmeden, son sürat ilerliyor.” yorumu ile son derece haklıydı. Hayatınızdan en az bir kere Harlan Coben okuduysanız, ne kadar mükemmel bir yazar olduğunu biliyorsunuzdur. Ben de tavsiyesine uyarak 3:01 kitabını okudum, pişman mıyım? Asla.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.