Gerçek İnsanlar ve Mutantlar

Marlo Morgan’ın tüm insanlığa zamanın derinliklerinden gelen güçlü bir mesajı iletmek için görevlendirildiğini iddia ettiği romanı Bir Çift Yürek, Avustralya yerlileri olan Aborjinler ile geçirdiği dört ayı anlatmaktadır. Kendilerini “Gerçek İnsanlar” olarak nitelendiren kabile ile birlikte çölü boydan boya yürüyerek çöldeki çorak coğrafya bitkileri ve hayvanlar ile uyum içinde yaşamayı öğrenmiştir Amerikalı yazar Marlo Morgan. Bu yolculuğunda, gerçek insanların elli bin yıllık kültürlerinin felsefesi ve bilgeliği ile tanışmıştır. Bir Çift Yürek: Aborjin Kültürüyle Yaşamak olarak yayımladığım gönderide kitap ile ilgili daha geniş bilgi edinebilirsiniz. Burada, bahsi geçen gerçek insanlar ve bizler yani mutantlar arasındaki yaşamsal ve düşünsel farkları sıralayacağım.

    • Bizlerin aksine yaşadıkları toprakların sahibi olmak gayeleri bulunmuyor. Üzerinde yaşadıkları toprakları doğanın bahşettiği bir emanet olarak görüyorlar. Maddi hiçbir nesneye sahip olmadan, yani gereksiz olan eşyalardan uzaklaşıp var olmaya yaklaşmak onların kültürünün en temel düşüncesidir.
    • Mutantlar artık uzun süre açık havada yaşayamıyorlar, yapay biçimde ısıtılmış veya soğutulmuş yapılarda zaman geçiriyorlar ve dışarıya çıktıklarında normal sıcaklık derecesine bile dayanamaz oluyorlar. Gerçek insanlar gibi güçlü bir sindirim sistemine sahip değiller, yiyecekleri toz haline getirip kimyasal işlemlerden geçirerek  saklarlar. Mutantlar zamanı bir sistem ile ölçerler ve bugünün dışında bir kavramı algılayamazlarlar. Mutantlar korkuyu tanırlar, Gerçek İnsanlar ise asla korkmazlar.
    • Peşpeşe şarkılar söyledikleri corroboree (Korrobori) olarak adlandırılan törenler düzenliyorlar, genellikle bu törenlerin amacı önemli olayları kutlamak. Bu törenler sırasında bir taş seçip bu taşın kişinin yaşamını kurtaracağına inanıyorlar. Önem verip kutladıkları tek şey daha iyi olmak.
    • Aborjinler, kendilerini Avustralyalılardan ayrı tutuyorlar, sosyal görevlerde çalışmıyor, okula ya da kiliseye gitmiyorlar.
    • Her bebeğe doğduğunda bir ad veriliyor, ama yıllarla beraber bu ad gölgede kalarak kişi kendine yakışan adı özgürce seçiyor. Bilgelik, belirleyicilik arttıkça yeni adlar kazanıyorlar.
    • Gerçek insanlar, doğada var olan her şeyi içtenlikle onurlandırıyorlar. Her güne kendileri, arkadaşları ve dünya için “Tanrısal Birlik”e teşekkür ederek başlıyorlar.
    • Hazırda yiyecek tutmuyorlar, toprağa ekmiyorlar her yeni gün evrenin onlara cömert bağışlarda bulunacağını biliyorlar. Buldukları yiyecek ve suyun asla tamamını tüketmiyorlar, buldukları şeyler azıcık olsa dahi… Yalnızca ihtiyacı kadar olanı alıyorlar.
    • Toprakta buldukları izlerden arkadaşlarının sağlıklı ya da hasta olduğunu anlayabiliyorlar. Kısa adımlara rastladıklarında hastalıktan yavaş yüründüğünü saptayabiliyorlar. Algılama yetenekleri başka kültürdeki insanlara kıyasla çok daha gelişmiş olduğu söyleniyor.
    • Yazılı bir dil kullanmayı reddediyorlar, çünkü yazının belleğin gücünü yok ettiğini düşünüyorlar. Bilgiler kulaktan kulağa şarkılar ve danslarla aktarılıyor. Birbirleri ile iletişim kurmak için çoğunlukla telepati yöntemini kullanıyorlar. Bunu başarabilme nedenlerini de asla yalan söylemiyor olmaları ile açıklıyorlar. Birbirlerini anlamak için zihinlerini açık tutmaktan ve başkalarına bilgi vermekten korkmayan insanlar olmalarına bağlıyorlar. Sesin var oluş nedeni olarak konuşmayı görmüyorlar. Konuşmanın yürek ve akılla yapıldığına inanıyorlar. Ses ise şarkı söyleme, kutlama yapma ve şifa vermeye yarıyor. Aynı zamanda işaret dili ile de anlaşabiliyorlar. Boşa söz harcamıyorlar ve konuşmaya başlamadan önce uzunca düşünüyorlar.
    • Aborjinlerin mücevherlerinin yani doğadaki çiçeklerin duygusal bir anlamı var, bizim mücevherlerimizin ise ekonomik değerleri var.
    • Hiçbir zaman hiçbir yere yetişmek konusunda aceleleri yok.
    • Kabiledeki birçok kişi müzik ile şifa verme yeteneğine sahip. Bu şifa sadece fiziksel iyileşme olarak değil, kabiledeki herkesin iyilik ve hayrına olan tüm kavramlar için kullanılıyor.
    • Rüyalar gerçekliğin gölgeleridir. Mutantlar rüya görmenin tek yolu olarak uykuya dalmayı biliyorlar ancak gerçek insanlar uyanıkken de rüya bilincine varabiliyorlar. Sadece solunum ve dikkati yoğunlaştırma yöntemi ile rüyalar ülkesinin bilinç katmanına ulaşabiliyorlar.
    • Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir. Mutantlar kendilerine bir yeteneğin verilip verilmediği konusuna kafa bile yormuyorlar ve hatta ölene kadar yaşamın bir amacı olduğunu aklına getirmeyen birçok insan var.
    • Tanrısal birliğin  onları gördüğüne ve yargıladığına değil onun varlıkların niyetlerini ve duygularını hissettiğine inanıyorlar insanların ne yaptıkları ve neden yaptıkları ile ilgilenmediğini düşünüyorlar.
    • Ölü insan bedenine çok fazla önem vermiyorlar, bu nedenle cesetler çoğunlukla fazla derim bir çukur kazmadan kuma gömüyorlar. İnançlarına göre ölü bedenlerin evrendeki her şey gibi eriyerek yeniden toprağa karışması gerekiyor.
    • Kabile, Tanrısal Birliğin planına göre hiçbir canlının yaşarken acı çekmemesi gerektiğine inanıyorlar. Eğer bir yaratık ıstırap çekiyorsa bunu kendi istemiştir diye düşünüyorlar. Onların inancına göre tüm hastalıkların ve düzensizliklerin ruhsal bir bağlantısı var ve birer sıçrama taşı görevi görüyor. Eğer mutantlar bedenlerini dinlemeyi öğrenirlerse her şeyin anlamını kavrayabilirler.

Konuşmakla meşgulken Tanrısal Birliğin sesini duyamazsın.

Bu insanların yaşantıları dikkatinizi çekmeyi başardıysa, fırsatınız olduğunda Bangarra Dans Tiyatrosu grubunu izlemenizi tavsiye ediyorum. Aborjin kültürünü çağdaş figürlerle harmanlayarak etkileyici danslarıyla dünya çapında gösteriler yapan ünlü bir grup kendileri. 2015’te Zorlu Performans’a geldikleri zaman izleme fırsatı bulmuştum. Grup Avustralya’nın kültür elçisi olarak anılıyor.

Zeliha Taşkın

Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.