Çocuk ve Şiddet Temalı Bir Roman

Iain Banks’in ilk romanı olan Eşekarısı Fabrikası, 1980’li yılların İngiltere’sinde çokça tartışılan kitaplardan biri.

Eşekarısı Fabrikası, hayatı boyunca kardeşi Paul ve kuzenleri Blyth ve Esmerelda olmak üzere üç çocuğu ve sayısız hayvanı öldüren bir çocuk olan Frank’ın şiddet dolu hayatını yine Frank’ın ağzı ile anlatıyor. Babası nüfusa kayıt ettirmediği için resmi kayıtlarda var olmayan bu çocuk yalnızlığının da desteği ile henüz 16 yaşında olmasına rağmen korkunç ölüm senaryoları kurabiliyor. Nüfus kaydı yok, okul yok, öğretmen yok, anne yok, baba var ama yok, onun için var olan tek var şey doğa ve tanık olduğu şiddet dolu olaylar… Frank için farklı bir hayat olasılığı neredeyse yok gibi. Ancak bazen öyle iyimser sözler ediyor ki Frank’ın bir karıncayı bile incitebileceğine inanmak hayli güç oluyor.

Frank, kitaba adını veren bir Eşekarısı Fabrikası kuruyor. Eski bir saat kadranı ile bir ölüm düzeneği hazırlayan çocuk, eşekarısı avlayıp onları bu düzeneğin içine atıyor ve kendi ölümlerini seçmelerini bekliyor; yanarak ölmek, bıçakla parçalanmak, zehirli reçel, idrar havuzu… Fabrikaya giren bir eşekarısı için ölümden başka bir kurtuluş yok.

Frank, Eşekarısı Fabrikası kitabının tek tehlikeli karakteri değil. Babası Angus’un önceki karısından olan oğlu Eric’in acımasızlığının da Frank’tan aşağı kalır bir yanı yok. Eric, tıp fakültesinde yaşadığı bir korkunç deneyimin ardından aklını kaybedip eve döndüğünde köpekleri yakmaya başlayınca, bir akıl hastanesine kapatılıyor. Daha sonra bu hastaneden kaçıp Frank ile iletişime geçiyor eve eve dönmek üzere olduğunu söylüyor. Frank ise, kendi vahşetinin farkında değilmişçesine Eric’i köpeklere zarar vermemesi konusunda defalarca uyarıyor.

Kitabı yalnızca bir çocuğun şiddet dolu davranış hikayesi olarak değerlendirmek yeterli olmaz. Eşekarısı Fabrikası’nı davranışların altında travmatik olayların yattığı gerçeği ile okursanız, Frank’ı suçlamanın ve ona acımanın ötesine geçebilirsiniz. Iain Banks, kitap boyunca sizi ara sıra Frank’ın gerçekliğine doğru itmektedir; babasının kilitli laboratuvarı. Bir sahnede silah gösteriliyorsa, o silah mutlaka patlar kuralı gibi kilitli laboratuvarın kapısının açılacağı anı bekletiyor merakla.

Eşekarısı Fabrikası’nı tahayyül edemeyenler için aşağıda hayata geçirilmiş bir versiyonunu bulabilirsiniz.

Daha fazla fotoğraf için Tessa Farmer sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.