Cerrahi Polisiyede Transorbital Lobotomi

Cerrahi gerilim-polisiye tarzı denildiğinde neredeyse herkesin aklına gelen isim muhtemelen Tess Gerritsen olacaktır. Tess Gerritsen’ın Cerrah‘ı kadar yoğun olmasa da yine bir cerrahi gerilim tadında polisiye roman Kırık Bebekler. James Carol’ın Türkçe’ye çevirilen ilk ve tek romanı, aynı zamanda da Jefferson Winter serisinin de ilk kitabı.

Eleştirecek bir şeyler arayınca elbet bulunur, çevirmen ve dil bilgisi imla hataları… Her türü kusurun üstü bir şekilde örtülebilir ancak özgün olmayan konuya asla müsamaha gösterilemez. James Carol, kitabında “lobotomi” uygulamasını yöntem olarak seçen bir seri katilin peşine üstün zekalı bir profil uzmanı Jefferson Winter’ı düşürüyor. Winter Da Vinci kadar yüksek IQ’ya sahip bir profil belirleme uzmanı ve aynı zamanda meşhur bir seri katilin oğludur. Babasının gerçekliği ile başa çıkmak ile suçluların peşine düşmek arasında sıkışan Jefferson Winter, aykırı yöntemlerini uygulamasına sıcak bakılmadığı için FBI’dan ayrılarak, dünyanın farklı şehirlerindeki en zor davalarda polis teşkilatlarına danışmanlık yapmaya başlar. Kaçırdığı genç kadınlara lobotomi uygulayan psikopatın yakalanabilmesi için Londra’ya gider.

Lobotomi, beynin ön kısmına giden ve oradan gelen bağların kesilmesi yani beynin iki yarı küresini birbirinden ayırma işlemidir. Ön lob, kişiliği oluşturan ve karar alma mekanizmasını içeren bölgedir. Neyin iyi neyin kötü, neyin aynı ya da farklı olduğunu belirlemeyi sağlayan,  karşıt düşünceleri ayırt etmeye yarayan beynin bu bölümü son derece önemlidir. Aynı zamanda hareketlerin sonuçlarını önceden kestirme ve beklenti oluşturabilmek için kullanılır, yani dürtülerin bastırılmasına yarar ki onları kontrol edememek, uygunsuz davranışlar sergilemek anlamına gelir.

Lobotomi, 1936 yılında ilk kez Egas Moniz tarafından kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir gibi akıl hastalığının tedavisinde denemmiş olduğu bir yöntemdir. Bu tedavi (!) yönteminde kısa vadede olumlu etkiler görüldüyse bile çoğu uzman tarafından eleştirilmiştir. İlerleyen çalışmalar sonrasında lobotominin sosyo-duygusal sorunları ortadan kaldırmasında olumlu bir etkisinin olmadığının desteklenmesinin ardından, uygulamanın kullanımı 1950’lerde sonlandırılmıştır.

Lobotomi uygulanan bir insanın kişiliği elinden alınmış demektir.

Buna, ruhunu çalmak da diyebiliriz. Kırık Bebekler’in psikopatı seçtiği kurbanların ruhlarını ve kimliklerini oluşturan tüm ögeleri ortadan kaldırana dek onlara işkence ediyor ve onları insan olmaktan çok uzaklara götürüp bir sayıya indirgiyordu. Sıradaki kurbanı ise, beş numara. O da diğerleri gibi cazibesini yitirdikten sonra lobotomiye maruz kalıp kırık bebeklerden biri olacak ve yaşayan ölüye dönecekti, Jefferson ise beş numaralı kadını kurtarabilmek için elinden gelen her şeyi yapacaktı. Yapabildi mi?

Bir psikopatı yakalamak için dahi olmak gerekir. Kimi, neyi, nasıl sorgulamak gerektiğine hızlı karar vermek gerekir, çünkü dakikalar saatleri kovalıyor… Winter’ın kullandığı yöntemlerden birisi görsel sorgulama, bu yöntem normal bir sorgulamadan farklı olarak söz konusu kişiyi zihinsel anlamda olay yetine götürür ve o anda zihninde kalmış olan tüm duyguları ve izlenimleri ortaya çıkarıyor. Doğrudan konuyu açakyerine, farklı duygularla yaklaşıp olayın etrafında daire çizmek gibi. Olay anındaki anıları hatırlamada daha etkili ve daha güvenilir. Hele bir de olay yerinde bu yöntemi uygulama imkanı buluyorsanız…

Arayınca eleştirilecek noktalar çıkar dedim ya, burada da Winter’ın aydınlanma anı biraz zorlama gibi geldi. Tıpkı Sherlock’un biz daha ne olduğunu düşünmeye bile başlayamadan saniyeler içerisinde birçok senaryoyu aklında geçirip yine aynı hızda doğru cevabı bulması gibi. Her yerde Sherlock klonlarıyla karşılaşmaktan bıkanlar vardır, benim gibi. Yine de Winter, Sherlock’tan daha samimi, daha az gizemli ama onun kadar zeki… Bu çok olası bir profil gibi görünse de okuyunca hak vereceksiniz, Jefferson Winter’ı siz de sevebilirsiniz.

Kitap için diğer bir ekşi yorum da Winter’ın beş numaranın bilgisayarını araştırmak ve zanlı ile ilgili ipucu bulması için seçtiği ve aşırı olarak tanıtılan kadın bilgisayar uzmanı Sumati’nin bulduğu dosyayı artık beş yaşındaki çocuklar bile bulabilecek olması olabilir. Daha akıllıca ve teknolojik şekilde ortaya çıkmasını beklerdim. Kurbanın konuşmaları word dosyasına kaydetmiş olması ve bu dosyayı bilgisayarda bulmak ne kadar zor ve “aşırı” uzman olmayı gerektirir, siz karar verin…

Gelelim en tatlı, en duymak istenilen yorumlara…

Konu özgün ve gidişat sürükleyici, kitabın yaprakları hızlandırılmış film gibi akıp gidiyor.  Öyle ki, bir bölüm diğerini kovalıyor, ve bir bakıyorsunuz sabah olmuş. Her bölüm sonunda heyecan tazeleniyor. Sürekli dikkati dağılan biri de olsanız, detay kaçırmadan rahatlıkla okuyabilirsiniz. Eğer kitabın karakterleri ile bağ kurabiliyor ve bir nevi arkadaş olabiliyorsanız, onlarla yeniden karşılaşmak isteyebileceğiniz tipleri bu kitapta bulabilirsiniz. Yazarın yarattığı samimiyet ortamı, serinin devamını bir an önce okuma isteği uyandırıyor. Üzülerek tekrar hatırlarmak isterim ki henüz James Carol’ın diğer kitapları Türkçe’ye çevrilmiş değil.

Okumak için bir listem ya da herhangi bir sıralamam yok, Kırık Bebekler’i okuduktan sonra sıradaki kitabımı seçmekte zorlandım. Çünkü, bir süre okuduklarımı süzmeden yenisine başlamak istemedim. Siz de okuduysanız yahut okumayı düşünüyorsanız hislerinizi duymayı dört gözle beklerim!

Default image
Zeliha Taşkın
Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.
Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.