Bir Sabahattin Ali Romanı

Yeşil Mürekkep, Sabahattin Ali’nin hayatını neredeyse başından sonuna kadar eksiksiz anlatan bir Osman Balcıgil romanı. Sabahattin’in ölümüne bir şekil verilmiş, burada yazandan çok farklı bir ölüm gerçekleştiğini söyleyen farklı kaynaklar da mevcut. Çok genel hatları ile anlatacağım, detayı için mutlaka kitabı okumalısınız.

Dünya Ekonomik Bunalımı döneminde Devletin desteği ile Almanya’da dil öğrenmeye giden Sabahattin, latin alfabesini öğrenen nadir kişilerdendi. Almanya Edebiyatını yakından takip etti, burada kalışının 1 yıl kadar ardından okuldaki bir öğrenci ile Türk öğrencileri aşağıladığı için kavga etti ve okuldan uzaklaştırıldı. Türkiye’ye geri gönderilen Sabahattin’in büyük hayalleri suya düşmüş oldu. Okumak kadar yazmayı da seviyordu Sabahattin. Birkaç okulda Almanca öğretmenliği yaptı. Bu işleri de saygın çevresi sayesinde elde etti.

Çok kez aşık oldu hayatı boyunca Sabahattin. Öyle ki, Osman Balcıgil “Düğüne gider zurnaya, hamama gider kurnaya aşık olurdu” tabiri ile açıklıyor onun gönlündeki sevdalarını.

Hem aşkları, hem sosyalist bakış açısı onu sürekli yazmaya teşvik ediyordu.

Sabahattin Ali, çevresindeki insanlar tarafından son derece sıcak kanlı, sempatik olarak kabul edilen, konuşmayı çok seven, yerinde duramayan bir adamdı. Aşkları bir yana, tutamadığı dili ile bir yandan sosyalist düşüncesini her ortamda dile getiriyor, bu düşünceyi yaymaya gayret ediyordu. İlk tutuklanması 27 mart 1931’de oldu. Aydın Erkek Sanat Mektebi dolaplarına “Kızıl İstanbul” dergisini koymak ve komünizm propagandası yapmak ile suçlandı. Üç ay nezarethanede kaldı suçsuzluğu anlaşılınca serbest bırakıldı.

Konya’da öğretmenlik yaptığı dönemlerde Kuyucaklı Yusuf romanını yazıyordu ve Konya’nın en ünlü gazetesinde tefrika ediyorlardı. Ancak, bu gazeteden hakkı olan parayı alamadığı için gazete sahibinin oyununa geldi ve 26 Aralık 1932’de kendini Gazi Mustafa Kemal’e hakaret suçlamasıyla hapiste buldu. Bir yıl çıkamadı, aksi gibi cezası 14 aya uzadı. 16 Mayıs 1935’te Aliye ile evlendi. Nikah gününü iple çeken yazar, Mayıs ayında gerçekleşecek bu hayatının dönüm noktası sayabileceği güne bir şiir bile yazdı. Dönüm noktası çünkü, etrafındaki kadınlar tarafından çok sevilse de bu sevgi dost olarak kalıyordu, Aliye’den başka kimse onunla evlenmek istemedi.

3 Nisan 1939’da İçimizdeki Şeytan romanı “Ulus” okurlara tefrika etmeye başladı. Eylül 1939’da ikinci kez askere çağrıldığı dönemlerde ise insanın derinliği üzerinde yaptığı bir çalışma olarak nitelendirdiği Kürk Mantolu Madonna’yı yazıyordu. Baş karakterini de Almanya’da aşık olduğu kadın Maria Puder olarak seçmişti. 1943’te ise kitap olarak basıldı. Ardından hemen Yeni Dünya öyküsünü yayına hazırlamaya koyuldu. 1944’te Nihal Atsız’ın Türkiye’yi batırmak için uğraştığı iddiaları ile Sabahattin Ali’yi ihbar ediyordu. Bunun karşılığında Sabahattin Ali de Atsız’a hakaret davası açtı, Ali’ye “vatan haini” dediği için 6 ay hapis cezası aldı, “millli tahrik” gerekçesi ile cezası 4 aya indi. Bir zamanlar arkadaş olan ikili, siyasi görüş ayrılıklarından dolayı çekişmeler içerisinde yaşamaya başlamıştı.

Sabahattin Ali, yaşamı boyunca siyasi görüşünü yaymak için durmadan konuştu, yazdı, hapise girdi, çıktı, konuşmaya devam etti. Aziz Nesin ile eleştiriler ile dolu Markopaşa dergisini çıkarmaya başladı. Beklediklerinden çok hızlı satmaya başladılar, her basım daha da dikkat çekiyordu. Diğer taraftan Sabahattin 39 yaşına gelince Sırça Köşk’ü yazdı. Markopaşa kapandı, Malumpaşa olarak yayına devam ettiler, o da kapanınca Merhumpaşa olarak yayınlamaya başladılar. Aziz Nesin’in hapise girmesinden sonra Sabahattin Ali tekrar dergiyi Ali Baba adı ile yayınlamaya uğraştıysa da en başında elde ettikleri satışlar gittikçe düşmeye başladı. Sabahattin Ali yorulmuştu, artık kendisinin de Aliye’si ve kızı Filiz’i ile ayrı düşmeyeceği bir hayatı olsun istiyordu. Olmadı. Bulgaristan’a kurtulmak için kaçarken, öldürüldü…

Zeliha Taşkın

Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Okumak diyorum... Daha çok okumak. Daha çok, kütüphaneler, odalar dolusu kitaplar okumak. Sayfalarına dokunmak, dünyalarına karışmak.

1 Comment

  1. Harika bi yazı.
    Elinize, dilinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.